…işte bu yüzden giyinmeyi sevmiyorum.

Kıyafetlerimiz yokken tanıyoruz karşımızdakini, hissediyoruz samimiyetini. Öylece serilmiş taşların üzerinde yatarken yanına gelmesinden, hafif de çekinerekten ama cesaretini toplamış. Senin için önemli olan bir şeyleri sağlamak isteğinden. O kadar basit ki mutlu olmam; sadece ağaçların üstündeki iki çizginin anlamını öğrenmem, 2 dk ilerideki mahalleyi görmem, en güzel manzaraya sahip olan yerdeki fotoğrafımı olması. Ve o kadar basit ki bunu karşındakinin sen söylemeden anlaması ve senin yanında olması, durup dururken. Güven diyeceğim ama hissettiğimin adı yok, bir kelime bulamadım. Rahat, samimi, umarsız, huzurlu, güvenli, keyifli, ne dersem işte öyle ortaya karışık bir şeyler. Belki de “değerli”. Beni hiç tanımadan, hayatımın neresinde ne yaşadım bilmeden bana değer veren biri ve benim için de bir insanda daha değerlisi yok.

Böyle kalsın diye numarasını kaydetmedim belki de ya da nerde olduğunu bilsem de arayamıyorum, elim gitmiyor. Aslında çok kolay tekrar gidip hadi şu gidemediğimiz tepeye çıkalım, denizi izleyelim, 2 kadeh şarap içip o geceyi öyle geçirelim demek. Ama işte yok, öyle en tatlı yerinde ki kalsın. Aslında çok zor, beynim resmen kaynıyor sanki kafatasımı sıkıştırıyor bir şeyler, düşünmekten çok yoruldum. Şaşkınlıktan. Hep “film bunlar” deriz ya, iki insan birbirini öylece kabul etmiştir, başı sonu yoktur, süreç o kadar güzeldir ki o iki insana o yeter, biz de ancak izleriz. Yok izlemedim, içindeydim, buna izin verdim, hayata izin verdim. Her zaman diyorum, “hayattan iste, o zaten sana vermeye hazır” ama itiraf ediyorum, bunu ben de beklemiyordum.

Hep şortumla terliklerimle geçireceğim bir hayattan bahsederim, ah sadece bir kısmını anlatırım tabi ki. İşte bu yüzden…İşte insanların beni ben olarak kabul etmesini istediğimden, üstüme geçirilmiş kıyafetlerin anlamlandırdığını değil beni kabul etmelerini istediğimden, etiketlerimi değil safi insan olan halimi yaşamak ve yaşatmak istediğimden…

Sevgili arkadaşım, çok teşekkürler…bu hayalimde çok büyük bir adım olmana, beni şortumla terliğimle sevmene…

(yazımı yazarken yağdı yağmur ve dindi, yazı bitti…keyifli, huzurlu, sakin…)