Karanlıkta korkmadan…

Isımsız by Anish Kapoor at SSM

Isımsız by Anish Kapoor at SSM

Nerden geldiğini anlamadığım bir ağlama başlıyor. Dudaklarım beraber kalmaya çalışsa da kenarlara doğru gerilebildiği kadar geriliyor. Gözyaşları ve gözyaşları da tam olması gerektiği gibi süzülmeye başladı.

Başımı tutamıyorum, küçük bir titreyişten çok daha fazlası. Sağa sola, sağa sola, sağa sola, daha da hızlandı, çok büyük hareketler gerçekleşebileceği en hızlı şekilde geçiyor birinden diğerine.

Arkadaki ses “boşluk”, “hafiflik” derken hissediyorum boşluğu tam boynumun omzuma, ensemin sırtıma bağlandığı yerde. Arkaya daha yakn. Sanki uzun zamadır her nefes alışta minik bir “çıt”la açılma ihtiyacını iletirken dünyaya artık daha büyük bir ses çıkarmaya hazır gibi. Her nefes sanki tam bu noktaya varıyor ve boğazımdan, ağzımdan, dişlerimden, hiç dudaklarıma dokunmadan kocaman bir ses ile nefes ile çıkıyor dışarıya.

Gözlerim açık, oturduğum, baktığım, olduğum yerin farkındayım, buradayım evet, başka bir dünya başka bir zaman değil. Bir hayal değil. Bir olay. Eskiden gelen, yıllardır orada kalmış, hücrelerime saklanmış, çıkmaya çalışan ama hiç o izni bulamamış sıkışıp kalmış bir olay.

Hayır hayır hayır ama acıyla değil, korkuyla. Hayır hayır hayır nefretle değil ama öfkeyle. Nefes alıyorum, derin; bedenimin merkezinde, buradayım ama o zamanda. Diyaframım gerginmiş, bilmiyordum. Çıkmayan bunca ses oradaymış, çıkıyor şimdi. Nefesimi verirken, uzun, büyük bir hava kütlesi ve rahat bir ses, uzun bir ah, “oh”la karışık. Tanıdık bir ses, bugünden gelen, benden; ne o zamandan, ne başkasından.

Kollarımı itiyor bazen bu hareket, başım. Evet başım hala titriyor, daha çok bir sallanma. Sallanıyor bir o yana bir bu yana, bakıyorum dışarıdan bazen dönüyor. Artık bedenime bağlı değil, ayrı bir organizma. Yaşıyor. Kollarımı çekiyor kendine. Atıyorlar ne varsa, ne tutuyorlarsa.

Başım hala hareketli, hiç durmayacakmışçasına. Yıllerdır hereket etmeyi beklemiş beklemiş ve şimdi içinde biriktirdiği güçle olduğu yerden kopup gidercesine.

Yine bir ağlama hissi. Yine aynı yerden, hem o birleşme ve kopuş noktası hem de merkez. Sanki iki merkez var şimdi. Biri bugünde, biri o günden gelen. İkisi birlikte kusuyorlar, kendi yöntemleriyle. Burnumdan, gözlerimden, karnımdan, boynumdan, ta ciğerlerimden çıkıyor herşey. Kocaman, geniş, derin bir karanlık ama çok hafif ve beyaz. Kocaman güzel bir karanlık. Daha içine girilecek. Başım sadece etrafa bakmak için dönüyor artık. Bu sefer merakla, yeni baştan başlayarak. Gözlerim açık. Buradayım.

Benim hayallerim, hayatın hayalleri / Dreams of me or life

Tabi ki hayal kuralım, kendimi hayallerimin olmadığı bir dünyada düşünemiyorum. Ancak, hayata da açık olalım derim. Belki hayallerimizden daha güzel şeyler getiriyordur bize ;)

Ne getiriyorsa onu hak ediyoruz merak etmeyin, o kadar değerliyiz bu cömert hayatta…

Hayal et ama koşma onun peşinden, hayatın sana onu getirmesine izin ver.

————————–

Dream! Of course. I cannot imagien myself without my dreams. However, let’s be open to life because maybe it brings us better than we think ;)

Believe it or not we deserve that what it brings, we are worth to live it in that generous life.

Dream but don’t get tired to catch it, let the life make it happen for you.

dreams

sen iste herşey çok güzel oluurrr…cömertlik üzerine

Hayatta tıkandığınızı hissettiğiniz anda ondan cömert olmasını isteyin…

Son zamanlarda özellikle son bir haftadır sanki karnımda hatta tüm alt gövdemde kocaman bir taş var, bir mm çekemiyorum veya itemiyorum. Hani çizgi filmlerde olur ya, kedi televisyonu yutar ve aynen görürüz dışarıdan ayyynen öyle işte görüntü. Ne tesadüftür ki bedenimde bu tıkanıklık yaşanırken hayatımda da gitmeyen şeyler var, tıkanmış. Zihnim o kadar dolu ki binbir türlü düşünceyle meditasyonda bile bir düşünce yağmurunda ıslanıyorum. Bir panik hali ki bende pek sık yaşanmaz. Hiçbir çıkış yok sanki, nereye gideceğimi bilemiyorum ve hatta yolların hiçbirinde de gitmek istemiyorum. Bayağı yol ayrımında kalakaldım şaşkın şaşkın. Şekil aşağıda.

ms7Ha bir de dolunay geliyor, ah ömrümü yedin dolunay :)

Girizgahtan sonra gelişme evresinde ise işte hayat/evren/inanış/yoga ne diyorsak (e.hepsi) onun cömertliğini düşündüm hep. Bugüne kadar beni hiç yüzüstü bırakmadı çünkü. Aklıma ne geldiyse, benim için iyi de olsa kötü olsa (görünüşte) hep başıma getirdi sağolsun ;) Ben bunu evrenin cömertliği olarak yorumluyorum, sonsuz cömertliği. E hal böyle olunca insan heyecandan çıldırıyor tabi, vuhuuu daha ne güzel şeyler gelecek o başımızaaa… Bundandır ki yoga eğitmenliği yolumdaki ilk ve de çok değerli hocam bize yoganın temeli YAMA ve NİYAMAların hangisinin bize en çok dokunduğunu sorduğunda kararım çok parlak bir şekilde ortadaydı.  CÖMERTLİK.

Kabul etmenin mücize dediğimiz ve mucizeleri somutlaştırıp gözüme soktuğunu gördükten sonra (bknz baş ağırısını nasıl yendim :)) tabi ki başıma gelenleri kabul ediyorum. Biliyorum ki hayat benim için aslında hazır ve bereketiyle bekliyor benim ona gelmemi. Hergün o kocaman göbeğime ve uterusuma bana ne getirdiklerini ya da aslında neyi bırakmak istiyorlarsa onu kabul ettiğimi söylemeye başladım. Dedik ya ne tesadüfse! bedenim ve hayat/evren/inanış/yoga ne derseniz hepsi aynı şey için direniyor, akamıyor.

Zihnim delicesine doluyken bir karar vermenin bana bir faydası olmayacağını ve hatta karar bile veremediğimi daha önceki bölümlerde öğrenmiştim neyse ki ve bedenime odaklandım. Oradaki tıkanıklık geçince biliyorum ki zihnim de ona ayak uyduracak zaten ruhum ondan sonra dayanamayıp içindeki coşkuyla şenliğe katılacak. Üretilemeyen ne varsa bir anda çarklar dönmeye başlayacak, bırakılamayan ne varsa da hayatımdan çıkıp gidecek ve yenilere yer açılacak.

Nihayet dolunayın hemen bir sonraki günü öncelikle uterusla başladık çözülmeye. Artık evden çıkıp insanlarla görüşmeye başladım. Özel bir çaba göstermesem de hesi bir şekilde beni yoga yoluna itiyor, yollardan biri olan buradaki sorularıma (bilmeden) cevaplar veriyor. Öğrencilerim ben sormadan bana geliyor ve ders istiyor. Bir taraftan yıllardır içimde kalan bir hayalim daha da yüzeye çıkmaya başlıyor. Hiçbir hayalimi detaylı bilmeyen bir arkadaşım bana farketmeden öyle bir akıl veriyor ki (Deve-Aslan pratiği yaparken bana verdiği komutlarla bana olan bakış açısını anlıyorum ve ne yalan söyleyeyim çok hoşuma gidiyor) benim kendime itiraf edemediğim şeyleri söyleyiveriyor, benim de pek içime siniyor. Deve-Aslan pratiği başka bir yazıya artık.

O da nesi karnımdaki taş da sanki bir anda erimeye başlıyor. Hayaller sıralanıyor, aşamalar kendiliğinden beliriyor ve aşılıyor.  Hani Harry Poter’ın okulunda merdivenler bir anda yer değiştirir ve yol kendiliğinden oluşur ya, aynen o manzara ve ses efektiyle :) Bu öyle bir yol ki senin bütün hayallerin gerçek olabilir diyor. Dönüş beklediğim e-postalar bir anda gelmeye başlıyor, birkaç adım daha ilerleniyor ve yürümeden hiç, yürüyen bir bandın üstünde hiç yorulmadan diğer aşamalara doğru ilerleniyor. Ben normal karnıma tekrar kavuşuyor, bu güzel havalarda kendimi sokaklara vurup, şehrin güzelliklerinin tadını çıkarıyorum. Sürekli koşmak, dans etmek istiyorum. Bu yazıyı da Satellite şarkısıyla yazıyorum, dinlerken hiç durası gelmiyor insanın, değil mi?

Velhasıl kelam, bırakmam gerekenleri bırakıp, gelenleri kabul ettiğim zaman aslında hayat bana zaten istediklerimi getiriyor. O öyle büyük, öyle cömert ki aklıma gelenden daha fazlasını yaşatıyor bana ve beni hep mücizeleriyle kendine hayran bırakmaya devam ediyor. Tüm bunları yaparken de bizden hiç bir beklentisi yok, öylece veriyor.

Son olarak da herkes için bu mucizelerin farkındalığıyle yaşamalarını istiyorum, bunun için dua ediyorum.

ms2

bu tını ne ki böyle hep akıştasın?

bu şarkının melodisini çok özlemişim, neyse ki eski de olsa radyolarda çalan şarkılar var :)

sözlerinin anlamı falan değil de müzğinde bir şey var, bunu bir de hafif davul melodilerinde hissediyorum. Hiç bitmesin istiyorum…

İnsanın yerinde oturası gelmiyor ama öyle uçup kaçası geliyor da değil. Akış gibi; hem farkında, hem biraz meditatif, hala görüyorsun, duyuyorsun ama kalbin, zihnin başka bir dünyada…

Bu hisleri müzikteki hangi parça ya da enstrüman uyandırıyor, onun merakındayım işte. İnşallah bulacağım da derslerime geldiğinizde beraber akacağız bu tınılarla ;)

Dinlemek isteyenler için de buyrun videosu