heyecanlı keşifler / exciting discoveries

3sm

nasıl bir hareket olursa olsun yaptığımız;

fiziksel – dans, koşu, yoga vb;
duygusal – üzüntü, sevinç, şaşkınlık vb;
zihinsel – hayal etmek, analiz etmek, düşünmek…

hepsinde yere köklenirken gökyüzüne uzuyoruz. yer çekimi aslında bizi çeken değil bizi taşıyan bir kuvvet ve inanılmaz bir şekilde gerçekten yere basınca gökyüzüne de eforsuz ve daha geniş uzayabiliyoruz.

heyecanlanıyorum…

—————————————–

In which way we move;

– physical: dancing, running, yoga etc

– emotional: sadness, happiness, surprising etc

– mental: dreaming, analyzing, thinking etc

we root to the ground and reach to the sky. gravity is not the force taking us down, though surprisingly it is the force that makes us taller without any effort and pain.

getting excited…

sanki külden yapılmış gibi…

Sanki cildi günden güne daha da kuruyordu. Sanki dökülüyordu, parça parça, soğuk ve beyaz. Altındaki de ondan daha canlı değildi. Daha da mı beyazdı hatta? Çürümek hep karanlık ve kanlıdır ya onunki öyle değildi. Evet çürüyordu an be an, canı çok acıyordu ama çok yumuşaktı. Sanki duvardaki boyanın dökülmesi gibiydi incecik, pul pul. Bu parçalar ondan sadece bedenini değil hislerini de götürüyordu. Her birinde daha yoğundu hissettikleri ama daha çabuk geçiyordu acısı. Bunlar o yolda giderken feda etmesi gerektikleriydi. Öyle olduğunu umut ediyordu. Çünkü birşeyler bitmezse başkaları başlamaz, birşeyler yok olmazsa yeni bir şeyler dönüşüp var olamazdı.