sanki külden yapılmış gibi…

Sanki cildi günden güne daha da kuruyordu. Sanki dökülüyordu, parça parça, soğuk ve beyaz. Altındaki de ondan daha canlı değildi. Daha da mı beyazdı hatta? Çürümek hep karanlık ve kanlıdır ya onunki öyle değildi. Evet çürüyordu an be an, canı çok acıyordu ama çok yumuşaktı. Sanki duvardaki boyanın dökülmesi gibiydi incecik, pul pul. Bu parçalar ondan sadece bedenini değil hislerini de götürüyordu. Her birinde daha yoğundu hissettikleri ama daha çabuk geçiyordu acısı. Bunlar o yolda giderken feda etmesi gerektikleriydi. Öyle olduğunu umut ediyordu. Çünkü birşeyler bitmezse başkaları başlamaz, birşeyler yok olmazsa yeni bir şeyler dönüşüp var olamazdı.